Hayır sevgili Google; “Dukan Diyeti” demek istemedim.
Programıma “Dokken” ismini vermeyi, aynı anda hem popüler diyet programı Dukan’ı çağrıştırması hem de Dokken grubunun Heavy/Glam Metal türüne dair güzel ve sağlam bir örnek olması sebebiyle uygun buldum. Umarım Don Dokken bana kızıp dava açmaz. Ama olur da açarsa kendisiyle tanışma fırsatı yakalarım belki. Fena olmaz. ☺
Program, temel olarak, Türkiye koşullarında layıkıyla bir Heavy/Glam Metal grubu kurmak ve yaşatmak için için öncesiyle - sonrasıyla yapılması gerekenleri içermektedir.
Diyetimizin aşamaları:
Programıma “Dokken” ismini vermeyi, aynı anda hem popüler diyet programı Dukan’ı çağrıştırması hem de Dokken grubunun Heavy/Glam Metal türüne dair güzel ve sağlam bir örnek olması sebebiyle uygun buldum. Umarım Don Dokken bana kızıp dava açmaz. Ama olur da açarsa kendisiyle tanışma fırsatı yakalarım belki. Fena olmaz. ☺
Program, temel olarak, Türkiye koşullarında layıkıyla bir Heavy/Glam Metal grubu kurmak ve yaşatmak için için öncesiyle - sonrasıyla yapılması gerekenleri içermektedir.
Diyetimizin aşamaları:
Başlangıç için:
Saçlar:
Saçlar:
Saçlar
uzatılmalı, uzatılırken de temizliği ve bakımı ihmal edilmemelidir.
Dökülme durumu varsa derhal bir dermatoloğun kontrolünden geçilmeli;
kontrolü neticesinde önereceği bakım gereçleri edinilmeli ve düzenli bir
şekilde kullanılmalıdır. Ayrıca en az on günde bir berbere veya kuaföre
gidilerek saçlardaki kırıklar aldırılmalı ve bakım yaptırılmalıdır.
İsteğe bağlı olarak fön de çektirilebilir. Öyle saç – sakal 10 lira
berberleriyle olacak iş değil, rockstar olucam diye kaleci saçıyla
gezersiniz.
Giyim – Kuşam:
Dar kesimli giyecekler tercih edin.
Enstrümanlar:
Çalabildiğinizi (çalamıyorsanız da öğrenin bir şekilde artık) varsayarak:
Elektro/Bass
Gitaristler: Jackson, ESP, Gibson, Fender, Dean gibi elektro gitar veya
bass gitar markalarının Amerika üretimi olanları seçilmelidir.
Amfi olarak Marshall, Peavey, Mesa, Vox ya da Laney’nin 100 watt’lık olanları tercih edilmelidir.
Processor
ve pedal olarak da bu saydığım amfi markalarına ek olarak; Dunlop,
Boss, MXR ve Digitech markalarının ürünlerini öneririm.
Kablo pek önermiyorum. Shure’un wireless ekipmanlarını tercih edilebilir.
Kablo pek önermiyorum. Shure’un wireless ekipmanlarını tercih edilebilir.
Bu iş 200 dolarlık gitarı 100 dolara alacağınız 10 watt’lık bi amfiye bağlamayla olmaz.
Bateristler:
Tama, Pearl veya Sonor setlerinizi Zildijan Cymbal’lerle tamamlayın.
400 liralık seti 100 liralık Cymbal’lerle tamamlarsanız anca Kasdav vb.
yerler çapında rockstar olursunuz. Buarada drumstick olarak da Ahead
veya Zildijan öneririm. Başka olmaz mı, siz bilirsiniz artık ☺
Solistler: Heavy Metal için güçlü ve temiz bir sese ihtiyacınız var. Bu yüzden aşırı yağlı yiyeceklerden, kuruyemişten ve süt ürünlerinden kaçının. Bu besinler boğazınızda bir tortu bırakacaktır. Böğürücem diyosanız, bu öyle bi tür değil, yanlış başlığı okuyorsunuz ☺
Mikrofon olarak Shure markası tercih edilmelidir.
Solistler: Heavy Metal için güçlü ve temiz bir sese ihtiyacınız var. Bu yüzden aşırı yağlı yiyeceklerden, kuruyemişten ve süt ürünlerinden kaçının. Bu besinler boğazınızda bir tortu bırakacaktır. Böğürücem diyosanız, bu öyle bi tür değil, yanlış başlığı okuyorsunuz ☺
Mikrofon olarak Shure markası tercih edilmelidir.
İlham Kaynakları:
Albümler:
Albümleri en iyi kalitede dinlemek için mutlaka 180 gram Vinyl’lar
tercih edilmelidir. Tabi ses sisteminiz de buna göre olmalıdır.
...Efendim? MP3 mü? Ne ben duydum ne de siz sordunuz ☺
Konserler:
Bilet satın alınırken mutlaka sahneye en yakın mevki seçilmelidir.
Üçüncü ya da Dördüncü kategoriye hiç gitmeyip o paraya 180 gramlık vinyl
alsanız daha iyi. Bu mevkilerde anca sesi duyarsınız, o da mekanın ses
kalitesi iyiyse tabi. Bazı gruplar Türkiye’ye gelmiyorsa turnelerini
takip edip en yakın festivalde yakalayın kendilerini.
Bunları gerçekleştirdikten sonraki süreçte yapmanız gerekenler:
Grup
Kurmak: Grubunuz olmadan bir hiçsiniz. Benzer müzik zevkleriniz olması
yanında genel olarak iyi anlaşacağınız elemanlar bulmalısınız. Bu
koşulları yerine getiren en az 3 eleman bulmanız gerekiyor. İşiniz
gerçekten zor. Grubu kurduktan sonra kendi bestelerinizi değil, cover
çalacak olsanız bile düzenli provalarla grup içinde uyumu
yakalamalısınız.
Ayrı
bir ev tutmak: Ne ailenizin kafası Metali kaldırır, ne de siz
ailenizin; Akdeniz Akşamları’nı neden çalmıyorsun, Klasik Gitarla
başlasaydın daha değil miydi, bu gitarı ne yapıcaksın, sahneye mi
çıkacaksın, komşular rahatsız olacak... vb. soru ve tepkilerini
kaldıramazsınız. Özellikle de çalmaya – söylemeye kendinizi
kaptırdığınız sırada odanıza dalıp konsantrenizi bozacak olanlara. Bu
koşullarda gelişme olamaz.
Komşu
faktörünü de göz önünde bulundurursak; Taksim – Cihangir yerinde bir
tercih olacaktır. Artık tek başınıza mı yaşarsınız, grubunuzla beraber
mi, orası sizin bileceğiniz iş.
Konser
– Turne Programı Ayarlamak: Gittiğiniz yerlerde istisnalar dışında
büyük ihtimal 10 tane sarhoşa çalacaksınız. Bu da mekan kirasını
ödemenize pek yardımcı olamayacak. Sponsorunuz da olmadığına göre
seyahat masraflarınızla beraber hepsi sizin ve grubunuzun cebinizden
çıkacak.
Sonuç olarak; tüm bunları gerçekleştirmek için gireceğiniz koşuşturmacada yaşayacağınız stres, harcayacağınız zaman ve para yüzünden yemek yemeye ne zamanınız ne de paranız kalacak ve haliyle zayıflayacaksınız. Sağlıklı mı, bilemem. Değer mi, bence değer ☺
Herkesin dilediği gibi müzik yapabildiği koşullara ulaşabilmek dileğiyle.
LONG LIVE ROCK N’ ROLL! \m/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder